İçeriğe geç
Ordu Penceresi

Ordu’yu günlük hayatın ayrıntılarıyla oku

Kişisel Gelişim 4 dk okuma Oğuzhan Sağlam

Yeterince İyi Olanı Seçmek: Karar Eşiğini Önceden Belirlemek

En iyiyi aramak neden daha kötü sonuç verir? Eşiği baştan yazmak, ölçütleri az tutmak, arama süresini sınırlamak ve karardan sonra konuyu kapatmak.

Bir seçim yapmadan önce ne kadar araştırma yapmalı? Bu soruya verilen cevap, iki farklı yaklaşımı ayırır. Bir grup insan mevcut seçeneklerin en iyisini bulmadan karar vermek istemez; bir grup ise belirli koşulları sağlayan ilk seçeneği alır ve konuyu kapatır. İlk yaklaşım daha titiz görünür, ancak çoğu durumda daha kötü sonuç verir: karar gecikir, harcanan zaman artar ve seçim yapıldıktan sonra bile memnuniyetsizlik sürer. İkinci yaklaşımın adı yeterince iyiyi seçmektir ve göründüğünden çok daha disiplinli bir yöntemdir.

Bu yazıda eşiği önceden belirlemenin nasıl çalıştığını, hangi kararlarda uygun olduğunu ve nasıl uygulanacağını ele alıyoruz.

En iyiyi aramanın gizli maliyeti

En iyi seçeneği bulmak, bütün seçenekleri görmeyi gerektirir. Seçenek sayısı arttıkça bu iş imkânsız hale gelir; her yeni seçenek karşılaştırmayı büyütür. Buna rağmen arayış sürdürülür, çünkü daha iyisinin var olma ihtimali rahatsız edicidir.

Bu arayışın iki maliyeti vardır. Birincisi harcanan zamandır. İkincisi ve daha az fark edileni, karar sonrası memnuniyetin düşmesidir; çünkü seçilmeyen alternatifler zihinde kalır ve seçim sürekli sorgulanır.

Eşik belirlemek

Yeterince iyiyi seçmek, gelişigüzel karar vermek değildir. Yöntem, aramaya başlamadan önce hangi koşulların sağlanması gerektiğini yazmaktır. Bu koşullar sağlandığında ilk uygun seçenek alınır ve arama durdurulur.

Eşiğin önceden yazılması kritiktir. Sonradan belirlenen ölçütler, görülen seçeneklere göre şekillenir ve sürekli yükselir. Baştan yazılmış üç dört maddelik bir liste ise kararı hem hızlandırır hem de savunulabilir kılar.

Ölçütleri az tutmak

Eşik listesi uzadıkça kullanışsız hale gelir. On maddelik bir ölçüt listesi, pratikte hiçbir seçeneğin karşılayamayacağı bir standart üretir ve karar yine ertelenir.

Üç ölçüt çoğu durum için yeterlidir: olmazsa olmaz olan, önemli olan ve iyi olur olan. Son grup karar için belirleyici değildir; yalnızca eşit seçenekler arasında ayırıcıdır. Bu ayrımı yapmak, listenin şişmesini engeller.

Ayıklama kararlarında uygulamak

Aynı yöntem elde tutma kararlarında da işler. Bir şeyin tutulup tutulmayacağına karar verirken tek tek düşünmek yorucudur; önceden belirlenmiş bir ölçüt ise işi hızlandırır.

Bu ölçütler için pratik bir çerçeve evde eşya ayıklama rehberinde anlatılan sorulardır: son bir yılda kullanıldı mı, yerine kolayca yenisi bulunur mu, aynı işi gören başkası var mı. Ölçüt sabit olduğunda karar hızlanır ve her nesne için ayrı bir tartışma yaşanmaz.

Geri alınabilirliğe göre ayarlamak

Eşiğin ne kadar yüksek tutulacağı, kararın geri alınabilirliğine bağlıdır. İade edilebilir bir ürün, iptal edilebilir bir rezervasyon ya da denenip bırakılabilecek bir yöntem için düşük eşik yeterlidir; yanlış çıkarsa düzeltilir.

Geri dönüşü zor kararlarda ise eşik yükseltilir ve araştırma süresi uzatılır. Bu ayrımı yapmamak iki yönlü hataya yol açar: küçük kararlarda gereksiz zaman kaybı, büyük kararlarda aceleci seçim.

Arama süresini önceden sınırlamak

Eşit derecede işe yarayan ikinci bir yöntem, aramaya süre koymaktır. Bir konuya ayrılacak süre baştan belirlenir; süre dolduğunda o ana kadarki en iyi seçenek alınır.

Bu yaklaşım özellikle seçeneklerin sürekli çoğaldığı alanlarda etkilidir. İnternette yapılan araştırmalarda bitiş noktası doğal olarak gelmez; dışarıdan konulmadıkça arama kendiliğinden bitmez.

İlk seçeneği ölçüt yapmamak

Karşılaşılan ilk seçenek, farkında olmadan bir karşılaştırma merkezi haline gelir. Sonraki her seçenek ona göre değerlendirilir. Bu, eşik yönteminin çalışmasını engeller.

Bunun önüne geçmek için ölçütlerin seçeneklerden önce yazılması gerekir. Liste hazırsa, ilk seçenek de diğerleri gibi yalnızca listeye göre değerlendirilir; referans noktası olmaz.

Karardan sonra geri dönmemek

Yeterince iyiyi seçmenin en zor kısmı, karardan sonra aramayı sürdürmemektir. Seçim yapıldıktan sonra alternatiflere bakmak, yalnızca pişmanlık üretir; çünkü bulunan her daha iyi seçenek artık kullanılamaz.

Basit bir kural işe yarar: karar verildikten sonra o konuyu kapatmak ve yeni bilgi ancak gerçekten değiştirilebilir bir durum varsa değerlendirmek. Bu kural, seçimden alınan memnuniyeti belirgin biçimde artırır.

Hangi kararlarda uygulanmaz?

Bu yöntem her yere uygun değildir. Uzun vadeli, geri dönüşü olmayan ve etkisi büyük kararlarda kapsamlı değerlendirme gerekir. Bir meslek seçimi ya da büyük bir yatırım, ilk uygun seçeneği almakla verilecek kararlar değildir.

Yöntemin asıl alanı, gündelik hayatın sayısız orta ölçekli kararıdır. Bir ürün, bir hizmet, bir tarih, bir yer. Bu kararlar tek tek küçüktür ama sayıca çoktur; asıl zaman kaybı da onların toplamında yaşanır.

Zamanla kazanılan şey

Eşik belirleme alışkanlığı yerleştiğinde ortaya çıkan sonuç, daha iyi kararlar değil daha az yorucu bir karar süreci olur. Karar sayısı azalmaz; ama her biri için harcanan enerji düşer.

Bu enerji, gerçekten önemli olan az sayıdaki karara aktarılabilir hale gelir. Titizliği her yere eşit dağıtmak yerine, gerektiği yerde yoğunlaştırmak; yeterince iyiyi seçmenin asıl mantığı budur.